Türk Görüntüsünün Rönesans Dönemi İngiliz Edebiyatına Yansıması Ağustos 1992, Cilt 56 Sayı 216

  by    0   0

Türk Görüntüsünün Rönesans Dönemi İngiliz Edebiyatına Yansıması Ağustos 1992, Cilt 56 Sayı 216

Yüzyılın son çeyreğinde İngiltere’deki hükümet değişimi Osmanlıİngiliz ilişkilerini büyük ölçüde etkilemiştir. Bu dönemde Türklere nefreti ile bilinen Liberal Parti lideri Gladstone hükümeti iş başına gelmiştir. Osmanlı ile olan ilişkilerin bozulması muhtemeldir ki İngiltere kamuoyunda da bazı kişilerin rahatsızlık duymalarına sebep olmuştur. Bu gelişmeler karşısında 1896 yılında Londra’da ilk kez bir Türk dostu cemiyeti kurulmuştur. Bunun öncelikli amacı basın yayın yoluyla hükümeti ve kamuoyunu etkilemektir. Savaş öncesinde ise The Anglo-Ottoman Society’nin kuruluşuna şahit olunur. Şüphesiz Anglo-Ottoman Society ve Ottoman Association’un kurulmasında Ottoman Committee’nin rolü vardır. Toplantı ve konferanslardaki alınmış kararlar bazen The Times’ın editörüne gönderilen mektuplarla; bazen Başbakana gönderilen dilekçeler ve bildirilerle gerçekleştirilir. Ayrıca Türk karşıtı propaganda olarak gördüklerine karşı düzenli bültenler yayınlanır[121]. Şüphesiz bu toplantılarda Duse Muhammed Ali, Müşir Hüseyin Kidwai ve Hoca Kemaleddin’in çeşitli önerilerin lehine konuşmalar yaptıkları görülür[122]. Yine Duse Muhammed, Raif Bey’e topluluk vasıtasıyla mektup gönderir. Londra şehrindeki erkeklerle yapılacak toplantıda düzenlemelerin devam ettiğini, bununla birlikte bir toplantıdan bahseder ve maddi destek bekler.

Allah hakkının galip olduğu suçlarda ise yönetici veya kadının af yetkisi bulunur, ayrıca tövbe ve zaman aşımı cezanın düşmesinde rol oynayabilir\. Oyun içi görevleri tamamla, ekstra ödüllerin kilidini aç. https://www.casinomhub.link/\. Osmanlıların Balkanlardaki fetihlerinden çok Doğu Akdeniz’de yayılmaları, denizci devletler için İmparatorlukla dostça ilişkiler kurmayı özendirici bir konuma getiriyordu. Cenova ve Venedik’in yavaş yavaş gerilemeye başladığı sırada Fransa ortaya çıkmış ve 1536 yılında ilk.Kapitülasyonun elde etmiştir. İngiltere’nin ilk girişimi ise Jenkinson’un 1553 yılında aslında kendi adına Kanunî Sultan Süleyman’dan almış olduğu “ayrıcalık ve mürur tezkeresi” ile başlamıştır. Bu ayrıcalık ve mürur tezkeresi “Fransız ve Venediklilerin kullanmakta olduğu özgürlük ve ayrıcalıklar gibi, benzer durumlarda, her hangi bir ferdin engellemesi ve suçlamasıyla karşılaşmadan kullanılmak ve mümkün ise daha da fazlası”[5] için verilmiştir. İki ülke arasındaki ticari ilişkiler bir kez başladıktan sonra sürekli büyüdü ve gelişti.

İngiltere ile Osmanlı ilişkilerinin Gladstone hükümetiyle birlikte bozulması, İngiliz iç kamuoyunda da farklı tepkilere yol açmıştır. Hükümetler arasında ortaya çıkan boşluk, berberinde çeşitli cemiyet ve örgütlenmelerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Türkle- rin 1565 yılında Malta’dan geri çekilmesi ve tüm donanmalarının 1571 yılında İnebahtı’da bozguna uğraması, denizde yenilebilir olduklarını gösterdi[81]. Aralarında Bacon’ın da bulunduğu bazı kimseler, Bacon’ın “Advertisement touching a Holy War” unda [Kutsal Savaş’a Değinen Bildiri] da belirttiği gibi, bu siyasetin Türklere karşı benimsenmesini önermişlerdi. Bununla beraber, bundan sonraki üç yüzyıl boyunca olayların da göstermiş olduğu gibi karadaki bitmez tükenmez savaşlarla ve içteki bozukluklarla Türk kuvveti tükendi ve Osmanlı İmparatorluğu kaçınılmaz sonuna erdi. Elizabeth ve çevresi olayı bu açıdan görmüş olmalılar ki William Harebome’un (veya Harebone, çünkü isim çağdaş dokümanlarda her iki şekilde de yazılmaktadır) ilk İngiliz elçisi olarak İstanbul’a gelişinde Padişah’a sunduğu mektupta Osmanlı İmparatorluğu’na ittifak teklifinde bulunuldu. “Büyük bir ihtimalle görevinin ana amacı Türkiye ve Yakın Doğu’daki İngiliz ticaretini geliştirmekti. Fakat ilk kez hem o hem de soylu hanımı dikkatlerini iyi bir politik anlayışın oluşmasına vermişlerdi. Bu anlayış ispanya ve Roma Katoliklerine karşı duyulan düşmanlıktan kaynaklanıyordu”[13]. Padişah, Elizabeth’in sadece bir kadın olduğu halde “saltanat sürmedeki irfanından ve Roma katoliklerinin putperesdiklerini hoş görmemesinden etkilenmişti[14]. Kısa bir süre sonra İngiltere, İspanyol donanmasının bozguna uğramasıyla en büyük düşmanı ile olan ciddi mücadeleden ilk ve son olarak galip çıkınca şüphesiz ki Elizabeth rahat bir nefes almış ve teklifinin Padişah ve hükümeti tarafından ele alınmadığına şükretmiştir.

Bu şekilde Mısır’ın işgalinden başlayarak Arap coğrafyasında İngilizlerin taraftar toplamaya çalışmasını eleştirir. Onun ilk teşebbüsü, Osmanlı Devleti’nin bütünlüğünün korunmasına yardımcı olmak amacıyla, Osmanlı Ortaklık Komitesi kurmaya yardımcı olmaktır. Ardından İngilizlerin ve Kıta Avrupalı politik ve basın çevrelerinde Türkiye’nin Avrupa savunması için çağrıldığı bir dizi Müslüman ve Hıristiyan üyeden oluşan Anglo-Ottoman Society’de etkili olmaya başlar[87]. Hatta Marmaduke Pickthall Müslüman olmadan önce de açık ve cesur bir biçimde Osmanlı yanlısı bir tavır sergiler ve bunun üzerine yetkililer onu güvenlik riski olarak görürler[89]. Onun bütün gayreti İngiliz ve Türkler arasında ilişkilerin dostça olması içmostbet giriş[90]. Ancak Pickthall’ın bu davranışı çoğu İngiliz politikacı tarafından hoş karşılanmamış ve hatta engellenmiştir. I. Dünya Savaşı başlayınca Almanya’nın kazanma olasılığı onu bile dehşete düşürür, “Almanlar egemenliklerini kalabalık siyah ve kahverengi derililere de yayacak mı? “Togoland, Kamerun ve diğer Afrika sömürgelerindeki Afrikalılara davranışlarından Alman yönetiminin ne olduğu konusunda bilgisi olan bizler, coşkuyla Allah korusun!

  • Eğer uygulayıcının kasıtlı olarak zarar verdiği tesbit edilebiliyorsa bu durumda kısas uygulanacağı veya diyet ödeneceği şeklinde farklı görüşler ileri sürülmüştür.
  • Başbakanlık Müsteşarlığı’nca belirlenen yatırım araçlarında yatırıma yönlendirilir.

Çeşitli kesimlerin ilgisini çeken bu oluşum, bir cazibe merkezi haline gelir ve önemli isimler bu cemiyete üye olmaya başlarlar. Duse, Pickthall, Field gibi kişiler Osmanlı-İngiliz ilişkilerini iyileştirme yönünde çalışırlar. Bu sırada Sykes kadar duygularını seslendirmemekle birlikte George Lloyd ve Aubrey Herbert da yeni bir İngiliz-Osmanlı ittifakını savunur. Sykes’ın aksine Herbert, böyle bir ittifakı İttihatçıların iktidara gelmesinden sonra da savunmayı sürdürür. Herbert ittifak meselesinden biraz daha uzaklaşarak Anayasal hükümet, kadınlar da dâhil, tüm Osmanlı vatandaşlarının yasa karşısında eşitliği, Osmanlı İmparatorluğu içindeki küçük milletlerin kültürel hakları vb. Yeni bir İngiliz-Osmanlı ittifakının salt Britanya açısından stratejik anlam taşıdığı için değil, Osmanlı İmparatorluğu’nun Britanya desteğine en azından tutucu Çar Rusya’sından daha layık olduğu için savunur. Ayrıca Herbert, İttihatçıların en ileri gelenleriyle, Enver Paşa ve özellikle de Talat Paşa’yla da tanışır[23].

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmelik Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve kuruluşuna dâhil Kurumlar bünyesinde 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri kapsamında çalışan sürekli işçilerin disiplin işlemlerini ve cezalarını belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. İngiliz Dışişleri tarafından topluluğun faaliyetlerini kontrol etmek için şimdilik bir şey yapılamayacağının bilincinde olan Hindistan hükümeti bundan rahatsız olur. Yetkililerce Arthur Field ile onun kilit adamı olarak tanınan Duse Muhammed Ali, Türkiye, Pan-İslamcılık ve Etiyopyalıların ajanı olarak şiddetli şüpheli olarak görülür[148]. Dünya Savaşı sırasında Batı’nın Osmanlı’ya son saldırı günlerinde Londra’da bulunan çeşitli kuruluşlarda aktif bir biçimde görev alması etkili olur. Mesela “Albanian Committee”, “The Central Islamic Society”, “The Ottoman Committee” ve “Anglo-Ottoman Society”. Bazen Panislamik söylemlerle Osmanlı Devleti’nin savunuculuğunu da yapar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to Top